Huzur

We are all broken – that’s how the light gets in

Ernest Hemingway

Sanirim saglikli olmak kadar huzur veren sey azdir. Insanin kendisi icin degil, etrafindakilerin endise ve uzulmesi kat be kat daha insani o uzguntu cemberine surekliyor. Halbuki karsimizdakinin gulumsemesi ne kadar da onemli bizim icin. O zaman nedendir ki unutabiliyoruz.

Eski bir aliskanliga donmek gibi, sagligimizi da atese atabiliyoruz?

Sadece saglik degil, hayatimizin bir cok yerinde bir cok sey ne kadar da cabuk unutulabiliyor. Guzel gunlerde verilen bir soz gibi – zamanin akisinda nasil da yerini icimizi acitan sozlerle degisiyor. Tanidigimizi sandigimiz insanlar, hic ummadigimiz zamanda hayatimizi alt ust edebiliyor. Halbuki basit midir o sozleri vermek; o sevgiyi veya sefkati gostermek.

Kendimizi tum hassasligimizla bir an’a, bir insana veya bir hayata vermek.

Unutuluyor, unutuldugu gibi eski defterlere karisiyor; sonra kendimize soz veriyoruz bir daha boyle olmayacak diye. Yalnizligi tercih ediyoruz ama hayat iste.. gel gor ki bir bakiyoruz, benzer hatayi kendimiz baska bir alanda yapiyoruz.

Saglik evet; onemli sey. Tipki endiselenen anne gibi.

Huzuru korumak gibi; en azından elimizde oldugu kadar.