Hani olur ya..

Zaman ve mekandir insani belirleyen. Lakin hayat; bazen tek duze giden bir yolculuk iken bazense inisli cikislidir.

Ama bazen.. insan bir bakar ki daire icinde donuyordur. Seneler evveldi buralara ilk icimi doktugum; futursuzca, icimden akittigim. Cocukken biriktirdigim gunlukler misali – degisen tek sey kayıpların, acıların, kalp kirikliklarinin ve huznun artık buyumus olmalariydi.

Once bosluga durmadan yazmis, zaman icinde sesim geri yankilanmis, guzel insanlar tanimis ve kendimi toparlayıp bir bakmistim ki; yazilar durmustu. Hayatin icinde tekrar kaybolmus yazmak yerine icime atmaya baslamistim.

Ama yillar sonra bir kayıp ve ucunda gelen huzun ruhuma iki beden fazla geldi.

Ne gariptir ki – icim her zamankinden doluyken, bir zamanlar o su gibi akan cumleler, huznun katmer katmer sokulen etekleri; simdi bogazımda bir dugum. Belki de o yuzdendir ki nerdeyse iki ay once kendimi buralarda bulali, tek yapabildigim okumak. Onlarca ruhun kaleminden dokulen kelimeleri; gelmis ve gecmis – yasarmiscasina icine kapılmam.

Kim bilir, belki de okurken kendimi unutmamdir beni tekrar, tekrar guzel insanların yazilarina davetsiz misafir gibi (affiniza siginirim) kapilarinin esigine sessizce oturtan.

Elbet bogazımdaki dugumler cozulecek, lakin ruhumun beni buralara cekmesinin biliyorum ki nedeni var. Ki o’dur simdi bana biraz olsun guven veren ama zincirleri henuz kirabilmis degilim, cunku biliyorum ki baslayinca dur durak bilmeyecek. Tipki yazmanın kacinilmaz oldugu gibi.

Lakin hersey bir adimla baslar misali, parmaklarim usulca tercumanim olurken – dunya donuyor.

Bense cevrilmis oldugum dairenin icinden; halen cikis yolu aramaya devam etmekteyim.